24 Mayıs 2013 Cuma

Yüksek Potansiyelli Çalışanların Kuruma Olan Bağlılığını Arttırmanın ve Korumanın Yolları


Son yıllarda kurum içinde gelişen yeteneklerin önemi gittikçe artmaktadır.
Bu yetenekler kimdir peki?

Yüksek potansiyelli bireyler şirket kültürünü ve değerlerini örnek biçimde yansıtabilen, kurumdaki kariyerleri süresince eşdeğer çalışma gruplarından çok daha hızlı ve etkin çalışıp, başarı gösteren ve gelişme kapasitesine sahip olan kişilerdir.
Kurum için bu kadar üstün yetkinliklere sahip olan çalışanları motive etmek ve elde tutmak konusu ciddiyetle ele alınması gereken konuların başında geliyor.  Bu çalışanları motive etmek, işvereni farklılaştıran faktörlerden geçiyor. Bunlar arasında kariyer planlaması, fırsatlar, gerçek riskler ve ödüller içeren daha mücadeleci görevler yer alıyor. Kısacası bu çalışanları elde tutmak ücretten çok daha farklı yollardan geçiyor. Yapılan araştırmalara göre, yüksek potansiyelli çalışanlar ” kariyerimin yönetilmesi, düzenli olarak performans değerlendirmelerinin yapılması ve işim konusunda bana şans verilmesi konuları fark yaratıyor” diye açıklıyorlar.

Mirsis Kariyer Danışmanlığındaki insan kaynakları uzmanları, çalışan motivasyonunu  ve bağlılığını arttıracak bazı stratejileri şu şekilde sıralıyor:
·         Özel olduğunun hissettirilmesi

·         Bireysel ve Kurumsal İhtiyaçların İlişkilendirilmesi
İş yaşamında geçmişte kalan ve günümüz koşullarında terk edilen “bunu yaparsan şunu veririz” şeklinde olan ödül politikası yerini her iki tarafında çıkarlarının dengelendiği bir yaklaşıma bırakmıştır.
Kurumların yılda bir ya da iki kez yaptıkları performans görüşmeleri dışında, çalışanları ile gelişim toplantıları da yaparak, kişinin kendi hedeflerini anlatmasına olanak tanınması ve birlikte bir ortak kariyer yolu çizilmesi önemlidir.

·         Gerçek Sorumlulukların Delege Edilmesi
Kurumlar tarafından yüksek potansiyelli olarak görülen kişiler gerçekten belirli bir konuda sorumlu tutulduklarında gelişme gösterebiliyor. Kişilerin hata yapmasına olanak tanıyarak, kendi deneyimlerini kazanmalarına izin verilmesi önemlidir.
Mirsis Bilgi Teknolojileri, çalışanlarını farklı rollere yönlendiriyor, yeni alanlarda ya da kurumlarda görevler veriyor ya da farklı iş alanlarına yönlendirerek, çalışanlarını ileri doğru itiyor ve üretmelerine olanak sağlıyor.

·         Esnek Olmak
Kişinin yaşam tarzı ihtiyaçlarına saygı duyan ancak gelişime de açık olan bir iş modeli işvereni farklılaştırıyor. Mirsis tarafından belirlenen temel değerler bu yöndeki yaklaşıma bir örnek olarak gösterilebilir.

·         Sürekli Eğitim ve Gelişimin Sağlanması
Yetenek havuzlarının yaratılması, çalışanın farklı alanlarda da eğitimler almasının sağlanması firmaların yüksek potansiyelli çalışanları daha kariyerlerinin başında belirlemesine olanak sağlayarak, onları tek bir pozisyon ya da iş için saklamalarını da engel olur.

 

21 Mayıs 2013 Salı

Mirsis Genel Müdürü ve Kurucu Ortağı Gül Düzgider Canlı Yayın Konuğu Olarak Kadın Girişimcilere Tavsiyelerde Bulundu


 Capital Dergisi,  tarafından Türkiye’nin girişimci kadınlarını desteklemek üzere başlatılan ve televizyon kanalı Sky 360’da “Kadın Girişimci’’ adıyla yayın hayatına başlayan canlı yayın programının geçen haftaki konuğu Mirsis Genel Müdürü ve Kurucu ortağı Gül Düzgider idi.

 Programda, Türkiye’nin başarılı girişimci kadınlarını ve öykülerini ekrana taşıyarak fikri olan, bir şeyler yapmak isteyen kadınlarımıza bir rol modeli oluşturmak amaçlanmaktadır.

 Mirsis Genel Müdürü Gül Düzgider; Mirsis’in diğer kurucu ortağı Ece Kutlucan ile yollarının nasıl kesiştiği, iş kurma fikirlerinin nasıl ortaya çıktığı, bir iş kurarken yaşanabilecek zorlukların neler olduğu ve nasıl üstesinden gelinebileceği,  Mirsis’in bundan sonraki hedefleri gibi konulara değindi ve kadın girişimcilere tavsiyelerde bulundu.

 Gül Düzgider;

Girişimci olmak isteyenlere, kendi tecrübelerime göre ilk önerim, bildikleri konuda çalışmalarıdır. Yoksa zorluk daha artıyor. Bir de her zaman işlerinin başlarında olmaları önemli, unutmamalılar, girişimci olan kendileri, dolayısıyla ne istediklerini de en iyi kendileri biliyor. Yoksa kurdukları yapı, fark etmeden çıkış noktasından uzaklaşmış olur. Bunu takiben ekibi ve sistemi çok iyi oluşturmalılar şeklinde açıklama yaparak kadın girişimcilerin sayısının artması gerektiğine dikkat çekti.

“Bir kadının, aslında herhangi bir kişinin iş kurma nedenlerine bakıldığında, ‘itme ve çekme’ faktörleri olduğunu görüyoruz. Kadınları iş kurmaya ‘iten faktörler’ arasında işsizlik sorunları, kadınlara uygun olmayan iş koşulları ve cinsiyet ayrımcılığı sayılabilir. ‘Çeken’ faktörler arasında da, bağımsızlık isteği, kendini gerçekleştirme isteği, kendi işinin patronu olma, aile ve iş sorumluluğu arasındaki dengeyi kurma gibi şeyler sayılabilir” diyerek bölgelerin sosyo-ekonomik özellikleri ile girişimcilik arasında belirgin ilişkiler bulunduğuna değindi.